Biyogaz Santrallerinin Önemi

  • Super User

Ülkemiz son nüfus sayımıyla 78.600.000 vatandaşı, ağırladığı 4.000.000 mülteci ve yılda 35.000.000 yabancı turist sayısıyla yaklaşık 120 milyon insanın her türlü atığını (evsel atıklar, sanayi atıkları, gıda atıkları, kanalizasyon vb) devamlı, kesintisiz şekilde depolama alanlarında depolamaya çalışmaktadır.

Bunun yanında ülkemizde 17.000.000 büyükbaş ve 400.000.000 tavuk gübresine karşılık gelen her gün 1 milyon ton gübre kontrolsüz şekilde atılmakta ve inanılmaz bir çevre felaketine sebep olmaktadır. Fermente edilmeden doğaya bırakılan günlük 1 milyon ton gübre, havaya inanılmaz yoğunlukta karbondioksit ve sera gazları salmakta, gübredeki amonyak ve hidrojen sülfür gibi zehirler yağmur sularıyla yer altı tatlı su kaynaklarımıza karışarak zehirlemekte, çevreye yaydığı pis kokular yanında muazzam sinek ve haşerat üretmekte, bu sinekler yoluyla çevreye ve diğer çiftliklere hastalık bulaştırmaktadır. Tarlalara ve meralara fermente edilmeden atılan gübrelerdeki hastalıklar, otlayan hayvanlara ve zirai ürünlere bulaşarak ülkemizi bir hastalık kısırdöngüsüne hapsetmektedir. Ayrıca taze gübrede bulunan sindirilmemiş tohumlar toprağa karışarak yabancı otların kontrolsüz çoğalmasına neden olmaktadır.

Biyogaz santrallarının önemi burada devreye girmektedir, çünkü biyogaz santrallarına giren organik atıkların %90 - %95’i kapalı ortamda fermente edilerek Biyogaza dönüştürülmekte, elde edilen biyogazdan, jeneratörlerde elektrik üreterek ülke ekonomisine doğrudan katkı sağlanmakta, enerjide dışa bağımlılığımız azaltılmakta, geriye kalan %5 organik fermente gübre çok değerli bir çıktı olarak çiftçinin hizmetine sunulmaktadır. Bir örnek vermek gerekirse, Aydın’da bulunan biyogaz santralimiz halihazırda 4,8 MW kapasiteye çıkarılmaktadır. Bunun anlamı şudur: Her gün 1.000 Ton yani 60 kamyon dolusu büyükbaş, tavuk ve gıda atıklarının 57 kamyonunu biyogaza çevirip bu gazdan 115.000 kW/gün elektrik üretmek, kalan 3 kamyon da organik gübreyi paketleyip değerlendirmek demektir. Her gün 115.000 kW elektrik üretmek demek, 11.500 hanenin ya da 40.000 kişilik bir ilçenin elektrik ihtiyacını 7/24 karşılamak demektir.

Böylesi bir hayati fonksiyonu olan biyogaz santralları Almanya’da 10.000’den fazla iken ülkemiz acınacak haldedir. Halihazırda aktif görünen 25 kadar biyogaz tesisimizin maalesef yarısından çoğu doğru dürüst işletilememektedir. Bu işe soyunan yatırımcılar yüzlerce problemle karşılaşmakta, birçok yatırımcı, bu kadar verimli olmasına rağmen cesaret edip bu işe girmemektedir.

Firmamız, hem 2010 yılından beri doğrudan biyogaz yatırımcısı olması, hem biyogaz motorlarının ve teknolojilerinin distribütörü olması hasebiyle, hem de bu konuda ciddi bir saha tecrübesi ve birikimiyle tam bir damdan düşen konumundadır.

Bize göre bu konuda çok geç kalınmış olmasına rağmen yapılabilecekler şunlardır:

1. Kamu büroksasisinin konuya yaklaşımı ve bakış açısı değişmelidir. Biyogaz Santrali demek, elektrikli süpürge demektir. Yani bölgedeki atıkları vakumlayıp yok eden sistemlerdir. Bu nedenle birikmiş atıkların başında, elinde elektrikli süpürgeyle bu atıkları almaya ve faydalı hale getirmeye gelmiş yatırımcıya, 20 den fazla izin, ruhsat, ÇED, raporlar vb. en az 1 yıl sürecek bürokratik yığınlarla boğma, sindirme, yıldırma, geciktirme, keyfi davranışlar sergileme, yerel bürokrasinin bu konudaki bilgisizliğinin ve her konuda Ankara’ya danışıp yanlış yapma kaygısının giderilmesi gibi her türlü yasal engelin hiç vakit kaybetmeden ortadan kaldırılması gerekmektedir. Çünkü kaybedilen her gün, doğaya atılan 1 milyon ton gübre, milyonlarca ton zirai ve tarımsal atık demektir. Yatırımcının yerel bürokrasinin insaf ve algı çapına hapsedilmesi, yatırımcıyı işin içinden çıkılmaz hale getirmektedir.

2. Bunu aşmanın yolu; Ülkemizin 7 bölgesinde, merkezi Ankara’da olacak bir “Biyogaz Yatırım ve Koordinasyon Ajansı”nın kurulmasıdır. Bu ajans, yatırımcıları hiçbir şekilde bürokratik engellerle muhatap etmeden, elindeki yetkileri kullanarak kurulum ve faaliyete geçme aşamalarını bizzat koordine etmeli, izinleri vermeli ve izlemelidir. Bir taraftan hiç zaman kaybetmeden yatırım yapılırken bu ajans yatırımcının alması gereken izinleri inşaat sürerken vermeli ya da veren kurumlarla sürecin bizzat içinde takip ederek neticelendirmelidir. Yani biyogaz yatırımcısı sahada işini yaparken bu ajans da bürokratik işlemlerini diğer taraftan yürütmeli ve yatırımcısını bürokrasiye kurban etmemelidir. Başbakanlık Yatırım Destek Ajansı uygulaması bizim için güzel bir örnektir. Dış yatırımcıyı bürokrasiyle boğuşturmadan yatırımcının önünü açmak çok güzel ve verimli bir uygulamadır. Bunu daha iyi anlatabilmek için biyogaz yapmaya kalkışan bir yatırımcının hangi kurumlardan işlerini ve izinlerini halledip kazma vurmaya bağlaması gerektiğine bakalım: Belediyeler, Valilik, İl Çevre, İl Orman, İl Tarım, İl Sağlık, SGK, bilumum Odalar, İl Özel İdare, Tedaş, Epiaş, Teiaş, Yerel elektrik iletim ve dağıtım firmaları, Jandarma, Karayolları, Anıtlar kurulu, Kültür Bakanlığı, vb gibi 20’den fazla kurum ve kuruluşlar… Bunun yanında köylüler, arazi sahipleri, muhtarlar, yerel unsurlar da yatırımcının karşısına dikilmektedir. Oysa Biyogaz Santralları o bölgenin vakumlu elektrikli süpürgesidir ve bu yönüyle diğer tüm enerji santrallarından pozitif yönde ayrışmaktadır. Biyogaz dışındakiler; yapılırsa fayda sağlanan ama yapılmadığında zarar vermeyen yatırımlardır. Biyogaz ise, yapılmadığında ya da bir şekilde yapımı geciktirildiğinde çevre felaketini beraberinde getiren yatırım türüdür. Tüm bu nedenlerden dolayı bu konuda çok hızlı bir mevzuat düzenlemesi yapılması gerekmektedir.

3. Her ile en az 1, tarım ve hayvancılığın yoğun olduğu ilçelere de ayrıca birer tane yapılmak üzere teknik yönden uygun hazine arazilerinin belirlenmesi, bu arazilerin, teşvik amaçlı yatırımcılara uygun fiyatla satılması ya da kiralanması. Arazi seçiminde çevreden kamyonlarla taşıma yapılacağı göz önünde tutularak yolunun olması, yolu yoksa bile kamu menfaati gözetilerek devletin yolu yapması, arazinin enerji nakil hatlarına çok uzak olmaması, biyogaz prosesi gereği ihtiyaç duyulan su ihtiyacını yakınlardan ya da kuyudan çıkarabilecek araziler olması, bu tür arazilerin tespit edilerek yatırımcıların önünün açılması çok çok önem arz etmektedir.

4. Kısa vadede ise biyogazın ÇED kapsamından hemen çıkarılması gerekmektedir. Günlük 99 ton atık alırsa ÇED gerekli değildir ama 100 ton olursa ÇED için 1 yıl uğraş, bekle demek yatırımcıya eziyet ve zulümdür. Bizim kapasitemizde yatırım yapacak bir yatırımcıdan ÇED istediğinizde ÇED çıkana kadar geçecek 1 yıllık sürede 365.000 Ton yani 25.000 kamyon daha
gübre çevreye atılmaya devam edecektir. 2014 yılına gelinceye kadar biyogaz için ÇED gerekli değilken ülkemiz ne zarar görmüştür de biyogaz ÇED kapsamına alınarak biyogaz santrali kurma süreçleri uzatılmış ya da akamete uğratılmıştır?

5. Bir diğer sorun da hat tahsisidir. Bölgedeki elektrik altyapısının kullanılmasında yine kamu menfaati gözetilerek Biyogaza öncelik verilmelidir. Zaten biyogaz kapasiteleri mevcut hatları zorlayacak büyüklükte değildir. Biyogaz santrallarının % 95’inin kapasiteleri 1 MW ile 10 MW arasında olacağından hat tahsisinde önceliğin biyogaza verilmesi sayesinde yerel unsurlar da devletin konuya yaklaşımını ve verdiği önemi görerek konuya daha duyarlı yaklaşacaklardır.

6. Biyogaz santrallarından ciddi miktarlarda sıvı organik gübre çıkmaktadır. Ülkemizde hayvansal atıktan sıvı gübre üretimi ve kullanımı yok denecek düzeydedir. Bu konuda çiftçinin ve yerel bürokrasinin bilgilendirilmesi, organik sıvı gübrenin teşvik edilmesi, sıvı gübrenin atılmasında kullanılacak makina ekipmana teşvik ve destek verilmesi, sıvı gübre kullanan çiftçilere destek sağlanması, yerelde etkin hizmet veren Tarım Kredi Kooperatifleri gibi kuruluşlar aracılığıyla kullanımının yaygınlaştırılması, İl Tarım Müdürlüklerinin bu konuda halkı bilinçlendirilerek hem çiftçimiz açısından hem de ülkemiz açısından önemli bir misyonu yerine getirmesi gerekmektedir. Sadece bizim santralimizde halihazırda 250 Ton/gün yani 100.000 Ton/yıl sıvı organik gübre çıkmaktadır. Sıvı organik gübre; organik yönden fakir tarım arazilerinde, tuzluluğun yoğun olduğu bölgelerde periyodik olarak kullanıldığında toprakta organik hayatı canlandırması ve zenginleştirmesi bakımından çok önemli bir görev icra etmektedir. Kimyasal gübrelere boğulmuş tarlalarımıza nefes aldıracak böylesi bir değeri toprakla buluşturmak ancak devletimizin desteğiyle mümkün olacaktır. Sadece yurt içinde değil, TİKA vasıtasıyla yurtdışındaki bir çok ülke Türkiye’den, tarıma elverişsiz arazilerin tarıma kazandırılması için yardım talep etmektedir. Başta Sudan, Nijerya, Türkmenistan, Azerbaycan ve Kazakistan olmak üzere bir çok ülke bizden destek beklemektedir. Bu nedenle böylesi organik içeriği zengin doğal besin kaynağının tarımsal uygulamalarda desteklenmesi gerekmektedir. Uygulama olarak; her tonajda tanklarda traktörün arkasına takılarak, katlamalı 20 metre genişliğinde sulama borusuyla tarlalara uygulanabilmektedir. Ayrıca damla sulamada kullanılabilmektedir. Bunun yanında büyük araziler için yapılacak bir sıvı gübre deposundan belli zamanlarda çekilerek tarlalara verilebilecektir. Çiftçiye kolay erişim konusunda Tarım Kredi Kooperatiflerine görev verilmesi, süreci daha işler hale getirecektir.

7. Biyogaz Santralları, proseslerinde bulunan Kojenerasyon sayesinde ciddi bir ısı kaynağı üretmektedir. Elektrik üreten jeneratörlerden 500 C egzoz ısısı, 90 C motor ceket suyu ve 60 C yağ soğutma olmak üzere 3 ısı kaynağından ısı üretmektedir. Bunlar değerlendirilerek; Seralar, sebze-meyve kurutma tesisleri, trijenerasyondan soğutma, gübre işleme-kurutma, tesis ısıtması gibi önemli bir işlerlik alanı bulunmaktadır. Biyogaz tesisleri yanına ya da yakınına yapılacak bu tür tesisler, biyogaz santralıyla işbirliği yapması durumunda enerji ve proseste kullanacağı ısı ihtiyacını hem çok daha ucuza mal edecektir, hem de verimli ve kesintisiz çalışacaktır. Bu nedenle biyogaz santrallarıyla proje geliştiren firmalara teşvik verilmesi, çeşitli hibe programlarına dahil edilmeleri, başta Kalkınma Ajansları ve Tarım Bakanlığı olmak üzere ciddi bir yönlendirme ve destek programları yürütülebilir.